![]() | ![]() Şaban Karakaya'dan Çan Haberleri |

ADD ÇAN ŞUBE BAŞKANI ÖZ’DEN “ALTINA MI HAYIR, ÇEVRE KATLİAMINA MI?” AÇIKLAMASI
Şaban KARAKAYA
ÇAN (Çanakkale)
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Çan Şubesi Başkanı Bülent Öz, “Altın Madenlerimizi bulup, işletmeliyiz. Altın, bir ülkede petrol gibi, Bor Madeni gibi önemli ve değerlidir. Ülke ekonomisinin düzlüğe çıkmasının yollarından birisidir” diyerek, “Atına Hayır kampanyalarını yürütenlerin derdi çevre falan değildir. Öyle olmuş olsaydı. Küçükkuyu’dan Edremit’e oradan Ayvalık’a kadar olan sahil şeridinin zeytin ağaçlarını keserek imara açılmasına tepki göstermeleri gerekiyordu” açıklamasını yaptı.ADD Çan Şube Başkanı Bülent Öz, basın açıklamasında şu görüşlere yer verdi:“Açıklamama başlamadan önce şu önemli noktayı özellikle belirtmek isterim. ‘Altına Hayır’ yazılarımla ilgili ısrarla ve istirhamla sizlere beyan etmek isterim ki, bu yazılarımı zamanlama ile bir takım tesadüflere veya siyasi bir konjöktöre oturtmak isteyenlerden ricam, bu düşüncelerden acilen kendilerini arındırmaları, siyasi ufuklarını ve düşüncelerini dar kalıplardan çıkarıp, Bülent Öz’ün derdinin ülkemizin, dolayısıyla halkımızın ekonomik geleceği olduğu gerçeğini bilmelerini isterim. Bu bakımdan şahsımın yerel siyasetle akalı bir hesabı falan yoktur. Dolayısıyla bu yazılarımın bu hesap çerçevesinde düşünenlere sadece gülerim. Benim hesaplarım ülkenin geleceği ile ilgili hesaplardır. Ülkeyi kurtaramazsak, Çan nerde olacak? Elbette ‘Çevre Katliamına’ hayır ama ‘Altına’ evet. Fakat Kazdağları elden gidiyor diye yapılan kampanyalar aslında Türkiye’de altının çıkarılmaması için yapılan eylemlerdir. Halkımızda haklı olarak işin gerçeğini bilmeden Kaz dağları talan edilecek düşüncesiyle bu akımlara kapılabiliyor. Ülke ekonomisi için madenlerimizi çıkarmak zorundayız. Şu anda gündem Altın o halde altın madenlerimizi çıkarmalıyız, işletmeliyiz. Bakın ! Bir ülkenin merkez bankası para basmak için hazinesindeki altın miktarına göre para basar. O halde hazinemizde ne kadar fazla altın o kadar fazla para demektir. Bu da ülke ekonomisinin ivme kazanması, halkımızın da refah düzeyinin yükselmesi demek olacaktır. ‘Atına Hayır’ kampanyalarını yürütenlerin derdi çevre falan değildir. Öyle olmuş olsaydı. Küçükkuyu’dan Edremit’e oradan Ayvalık’a kadar olan sahil şeridinin zeytin ağaçlarını keserek imara açılmasına tepki göstermeleri gerekiyordu. Körfezde kesilmedik zeytin ağacı bırakmadılar. Hatta Kazdağlarının içlerinde ‘Orman Evleri’ adı altında yapılan binalar da başka içler acısı bir tablo olarak karşımıza çıkıyor. Dünyanın en önemli temel gıdalarından zeytin ve zeytin yağı yani zeytin ağacı bizim elimizde ama bunları acımasızca yok ediyoruz. Üstelik alt yapısı olmadan mantar gibi yükselen binalar, Ege Denizini de bitirmek üzere. Evet şimdi soralım. Nerede çevreciler? Nerede duyarlı bölge yöneticileri? Kütahya-Gümüşköy’de siyanür kullanılarak 21 yıldan beri gümüş üretilmektedir. Nerde çevreciler? Orada da siyanür kullanılıyor. Siyanür insan hayatına zararlı diyenler neredeler? Ama orada gümüş üretiliyor burada ise altın üretiliyor. Değil mi? Önce Bergama şimdi de Kazdağları. Kıyamet koparılıyor. Neden? Çünkü maalesef Almanya öyle istiyor. Kütahya gümüş madeninde de siyanür kullanılıyor ama kimseden ses çıkmıyor. Daha doğrusu Almanya’dan ses çıkmıyor. Ama söz konusu altın olunca çevreciler toplanıyor. Çünkü Almanya öyle istiyor. Zeytin ağaçları kesilince ses yok, gümüş olunca ses yok ama altın olunca çevreci olunuyor. Neden? Çünkü Almanya’nın işine gelmiyor. Türkiye, sırf süs takısı için yanlış okumadınız sadece süs takısı için, altın gereksinimini karşılamak amacıyla Almanya’dan 2000 yılının rakamlarına göre 205 ton 300 kilogram yani iki miyar doların üzerinde altın ihraç ediyor. Bu yüzden Almanya Türkiye’de altın çıkarılmasını istemiyor. Bu yüzden Türkiye’deki her türlü çevre hareketini düzenliyor, destek veriyor. Bunun içinde büyük paralar harcıyor. Bunları ben söylemiyorum. Çevreci kampanyaları, mitingleri Almanya’nın tezgahladığının ortaya çıkaran, tüm bu gerçekleri ‘Bergama Dosyası’ adlı kitabında yazan Necip Hablemitoğlu söylüyor. Ve biliyorsunuz ki o kitabı çıkardıktan sonra da öldürüldü. Burada yapılması gerenler başka olmalıdır. Altın çıkarılmasın demek yerine oradan çıkarılacak altının ülke ekonomisine ne getireceği sorgulanmalıdır. Kaz Dağlarında kaç ton altın rezervi olduğu ve bunların TL karşılığının ne kadar olabileceği, Türkiye ekonomisine getirisinin ne kadar olacağı tartışılmalıdır. Bu yönde sorular sorulmalıdır. Altın araması yapan yabancı firmaların, iddia edildiği gibi koskoca dağı alıp götürecek hali olmadığına göre yine iddia edildiği gibi Kazdağlarından kamyon kamyon toprak yükleyip Çanakkale Limanından yurt dışına çıkarılmadığına göre yukarıda belirttiğim ekonomik soruların sorulması gerekir. Size bir fikrim var. İsterseniz altın aramalarının yapıldığı yerlerde gece-gündüz kamp kuralım bakalım madenciler neler yapıyorlar. Takip edelim. Geceleri kaç kamyon toprak yükleniyor beraber sayalım. Hatta madenciler, kamyonlarına kesin tonaj fazlası toprak yüklüyorlardır. Çanakkale yolunda onları durduralım kamyonlara tonaj cezası keselim. İnan ülke ekonomisi epey rahatlar benden söylemesi. İşin şakası bir yana çevre katliamına izin vermeden, devlet kontrolünde altın arama çalışmalarının yapılması gerekir. Elbette gerektiğinde 15-20 ağaç kesilecektir. Bakınız; Orman İşletme Müdürlüğü ormanlarda yangın yolu açmak için her yıl 10 milyon metreküp ağaç kesmektedir. Evet yanlış okumadınız 10 milyon metreküp ağaç kesilmekte. Ekonomik açıdan tam bağımsız bir Türkiye istiyorsak madenlerimizi işletmeliyiz. Tabi en büyük dileğim, MTA ve Altın Arama ve İşletme İdaresi Başkanlığı’nın işlevinin arttırılması, Ülkemizin maden mühendislerinin, jeoloji mühendislerinin yani Türk beyinlerin bu işi, kendi şirketleri adı altında maden aramalarını yapmaları ve ülkemiz ekonomisine kazandırmalarıdır. Son olarak önceki yazımda da belirttim, bir daha yazıyorum. Ben, bu kampanyalara, bu girişimlere katılan vatandaşlarımı tenzih etmek istiyorum. Çünkü onlar gerçekten çevre bilinciyle Kazdağlarının yok olmaması adına bu kampanyalara destek veriyorlar, bende aynı düşüncedeyim evet Kazdağlarında Çevre Katliamı olmasın ama gerçekler kendilerine anlatıldığı gibi değil. Altın Madenlerimizi bulup, işletmeliyiz. Altın, bir ülkede petrol gibi, Bor Madeni gibi önemli ve değerlidir. Ülke ekonomisinin düzlüğe çıkmasının yollarından birisidir”.
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan her türlü, resim, makale, yazı veya belgenin site yetkililerimizden izinsiz olarak kaynak gösterilerek dahi alınması, kopyalanması veya yayınlanması yasaktır. Aksi takdirde resmi işlemlere başvurulacaktır.
